27.08.2008

Denizli Sonrası, Bükreş Öncesi


Bazen maçın üzerinden bir kaç gün geçince daha sağlıklı düşüncelerle yazabiliyor insan. Denizlispor maçından hemen sonra yazsaydım çok daha karamsar bir yazı olacaktı eminim. Şimdi o maçtan kalan tortularla ve Steaua Bucharest maçı öncesi beklentilerle bir harman yapalım.

Sezon açılışı gibi değildi. Bilet fiyatları, ağustos sıcakları, Steaua maçı. Hepsi bahane edilebilirdi, hepsini de ettik zaten. Maç öncesi Galatasaray saldırır Denizli kapanır diyorduk. Ne G.Saray beklendiği kadar saldırdı ne Denizli beklendiği kadar kapandı, taa ki kırmızı karta kadar. O dakikadan sonra G.Saray eninde sonunda gol atara gitti maç. Oldu da netekim. Sonrası çorap söküğü.

Maçın en mutlu edeni Kewell'dı. Kayserispor maçından sonra bu maçta da ters kanattan gelen topa hücuma destek vererek golünü yazdı. Hatta aynı pozisyondan 2 tane daha girmişti gole kadar ancak atamamıştı. Rakiplerin özellikle top ters kanattayken Kewell'a dikkat etmesi lazım.

Lincoln'ü geçmiş maçlara göre daha istekli ve çalışkan gördüm. Bizim medya pek öyle görmemiş ayrı. Tabi ki beklentilerin alıtndaydı ancak eski vurdumduymaz dokunsan düşecek görüntüsü yoktu.

Mehmet Topal'ın çıkışındaki ıslıklar Skibbe'ye müthiş bir uyarıdırı bence. Sayın Skibbe kafayı Mehmet Topal'a takmak yerine, bu kadar alternatifli kadroyu nasıl verimli kullanırım ona kafa yorun. Aklı başında her teknik adam kadroyu yaparken önce Arda ile Topal'ı yazar sonra geri kalanları yerleştirir.

Son dakikaları 9 kişi, 43 dakikayı 10 kişi oynamış genç bir rakibe karşı alınan kolay ancak sıkıntılı bir galibiyet oldu. Süper kupa finalinin ikinci yarısında oynanan güzel futbola da biraz gölge düştü.

Steaua maçı öncesinde kafam karışık. Umutlu olmak için de, karamsar olmak için de çok sebep var. Aykut var, sağ bek yok, takım oyunu henüz oturmadı, Bükreş zor deplasman vs... tarafından görüntü karanlık.
Arda var, Kewell var, biraz eksise de Avrupada oynama becerisi var, ne olursa olsun rakipten güçlüyüz vs... tarafındansa pembe bir tablo.

Maçı 1-0'a kitlemek gibi bir şansımızın olmadığını her halükarda 2.golü bulmamız gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla kendi sahasındaymışçasına (ilk maç gibi değil tabi) oynayan, saldırgan bir oyun sergilememiz gerek. Yoksa defansı sağlam tutayım arada bir tane sıkıştırayım maçı değil bu. Tam tersi gol düellosu olsun bol gol olsun yeter ki biz gol atalım. Dah net tabirle 0-0'a eleneceğimize 2-2'ye uzatalım.

20.08.2008

Galatasaray Steaua Bucharest Maçı

Efendim maçı yeni açık alt tribünden takip ettim gözlemlerim çimlere bir hayli yakın bir noktadan ancak görüş açısı dar bir tribünden.

Öncelikle biz daha steaua tribünlerindeki hareketliliğe renkli meşalelere bakarken Aykut sağolsun ikramını yapmıştı. Tribünde hafif homurdanmalar vardı ancak genel eğilim atarız yönündeydi. İkinci golü yememizle birlikte homurtulara, kızgınlık hatta küfürler eşlik etmeye başladı. Bu sırada Nonda biraz olsun yüreklere su serpti. Bir parantez de Arda için açmalıyım. Çıplak gözle ve yakından izlediğinizde çok daha etkileyici bir adam olup çıkıyor. Topa hakimiyeti, soğukkanlılığı, ani verdiği kararlar ve bunları uygulaması gerçekten büyük bir yetenek Arda.

İkinci yarı golle başlayınca hepimiz 3-4 olur diye umutlanmıştık ama özellikle Arda yorulduktan sonra (ki çok normaldi takımı tek başına rakip sahaya götürüyordu) iyice oyundan düştük ve 2-2 ye duacı olduk.

Açıkçası hocaların kadro seçimine karışılmaz gibi bir görüşte değilim. O günkü kadro özellikle de oyuncuların mevkileri son derece tartışmaya açıktı. Yapılan yanlışların en barizi Meira'nın orta sahada Mehmet Topal'ın yanına çekilmesi. Meira'nın alınma sebebi savunmadan bilinçli ve doğru toplarla çıkmak. Onu orta sahaya çekerek hem orta saha dinamizmi kayboldu hem de Servet, ve Emre'lerle rakip sahaya şişirilen veya mecburiyetten Aykut'a dönülen toplarla dolu bir maç geçti.

Hep iddia ederim futbol basit bir oyundur onu zorlaştıran etkenlerin en büyüğü teknik direktörlerdir. Skibbe'de oyuncuları oynadıkları yerlerde değil oynayabildikleri yerlerde oynatarak işini zorlaştırdı. Ki bunun ispatı bir kaç gün sonra oynaması gerektiği yerlerde oynayan futbolcuların özellikle ikinci yarıda Kayserispor'a karşı oynadığı futboldur.

Sözün özü 2.maçta işimiz çok zor. Bükreş zaten zor bir deplasman hele 0-0'ın dahi yetmeyeceği bir skorla gitmek işi daha da zorlaştırıyor. Galatasaray'ın öncelikle turu istemeye sonrasında da yıldızlarına ihtiyacı var. Belki Lincoln ilk defa bir maçı almak ister???

4.08.2008

Rakipler...


Bir süre yazamadım o nedenle biraz bayat bir yorum olacak ama yazalım yinede. Avrupa Kupalarında çekilen kuraların en iyisini Beşiktaş çekti. Bildiğim kadarıyla çok da zor bir takım çıkma ihtimali yoktu ama yine de zorlanacağı bir takım değil.

Fenerbahçe rakibin yaratacağı taraftar baskısı dışında bir çekincesi olmayacak. Fenerbahçe ile aynı sıklette bir rakip değil. Futbolun büyüüüük sürprizlerinden biri olmazsa Fener rahat eler.

Galatasaray'a gelince. Kura çekilirken canlı izleme şansına sahiptim. Çıkmasını tercih ettiğim takımlar bir bir başka takımlarla eşleşirken Barca, Liverpool, Arsenal, Juve gibi devler kalıyordu geriyor. Sonuçta çıkabilecek en iyi 2-3 takımdan birini çektik. Yine de tur şansının %50 den fazla olduğuna inanmıyorum ,kalbim tersini söylesede...
Özellikle deplasmandaki maç çok zor geçecek. Galatasaray'ın genç kadrosu da düşünüldüğünde tecrübeli yabancılara çok iş düşecek kanısındayım. Henüz hiç bir hazırlık maçını izlememiş olsam da gelen sinyaller de pek iyi değil. Alınacak santraforun da 10 günde takımın çehresini değiştiebilecek bir isim olma ihtimali düşük olduğundan Galatasaray'ın çok ama çok konsantre bir 180 dakika oynaması gerekiyor. Kısır skorlu 2 maç bekliyorum.