31.07.2008

De Sanctis


Takımıyla Rusya'ya gitmemesi Galatasaray'la anlaştı şeklinde yorumlanmış. Bence bu iş bitti bitiyor. Tabi transfer bu hiç bir şey belli olmaz. Kendi adıma çok istediğim bir transfer. Özellikle ceza sahasına çok hakim, hırslı, biraz da deli bir kaleci. Galatasaray öncelikle Şampiyonlar Ligi'ne kalmayı ve orada bir yerlere gelmeyi planlıyorsa bu hedeflere yakışacak bir transfer olur. Aykut ve Orkun ise başka bir yazının konusu olur.

Eyvah Şortlarda Reklama İzin Çıktı


Birkaç gün önce TFF sessiz sedasız yeni bir kararın altına imza attı. Medyada çok ses getirmese de bence önemli bir gelişme özellikle göz zevki açısından. Alınan karar gereği 2008-09 futbol sezonunda Turkcell Süper Lig takımları şortlarına da reklam alabilecekler.

Elbette bu karar kuluplerin bir nebze olsun kasalarına para girişi sağlamak ve transfer döneminde onlara nefes aldırmak amaçlı bir karar. Bu kısmında sorun yok ancak daha önce aynı kararı uygulayan Avusturya gibi ülkelerde formanın türlü yerlerindeki yazılarla terkedilmiş bir bina duvarını andırdığını ve çok çirkin görüntüler oluştuğunu biliyoruz. Hele günübirlik yaşayan Anadolu Kulupleri'nin eskiden formalara yapıştırdığı bezleri şimdi şortlara yapıştırdığını düşündükçe içim daralıyor. Bir de şortun hangi kısmına reklam alınacak? Arkaya popo kısmına olursa, oraya verilecek reklamın içeriğiyle reklamın uygulandığı bölge arasında kurulacak nahoş ilişkiler baş ağrıtabilir.

* Ultra Prima ile her zaman rahat hareket edeceksiniz.
* Orkidle daha da güvendeyim.

Reklamın şortların ön kısmına uygulanması durumunda Okey, durex gibi markaları tek geçiyorum. Slogan bulup da bedava yardım yapmayalım. Sözün özü şortlarda reklamlarla daha da bir şenlencek deriiiin futbol geyiğimiz. Ben de göz zevki, estetik gibi gereksiz (!) detaylarla uğraşıyorum.

29.07.2008

Trezeguet Barca Yolunda Mı?



Malum Barcelona Eto'o ile yollarını ayıracak ve bir santrafor peşinde. Listedeki kuvvetli isimlerden biri de Trezeguet. Henry ile Trez Fransa Milli Takımı'ndan sonra buluşabilecekler mi henüz belli değil. Barca 22 Milyon Avro teklif etmiş. Sinan Engin tarzı yorumlamak gerekirse; Eto'o 5 Trezeguet eder. Trez 22 milyon avro ise Eto'o ne eder?
Ayrıca Eto'o nun Trezeguet ile takası da gündemdeymiş. Ranieri yerinde olsam daha onlar teklif etmeden "kabul ediyorum" derim. Tabi Barca yönetimi böyle tuhaflıklar yaptıktan sonra üste para vermeyi de kabul ederse şaşırmam. Biliyorum yeni bir hoca, taze kan, yeni transferler, geçen senenin izlerini silme isteği ama bir yere kadar. Bazen acaba bizim kulüp yöneticilerine çok mu yükleniyoruz diye düşünüyorum?


Robbie Keane


Eveet ajanslarda geçen haberler doğruysa Keane artık kırmızı. Hayırlı olsun bol gol atsın diyelim ancak verilen rakamı duyunca içim cız etti. BBC'de yazana göre 25 milyon €'nun üzerine çıkma ihtimali var transferin. Keane fena bir futbolcu değildir. Ada için çok da geçerli bir forvet sayılabilir ancak konu Liverpool ve hedefleri olunca, hele de bu kadar çok para ödenince bir anda işler değişiyor ve Rafa Benitez'in hangi akla hizmet böyle bir transferi yaptığını sorgulamak gerekiyor. Geçen yılki Fernando Torres örneğinden yola çıkıp, takımı en az bir kademe yukarıya çıkaracak bir futbolcuya bu para verilseydi doğru hamle olurdu. Geçen yıl alınıp bu yıl adını bile unuttumuz Voronin transferin yakın bir isim. Bekleyelim ve Rafa'nın hata yapıp yapmadığını görelim.

25.07.2008

Fenerbahçe'nin Cicileri


Fenerbahçe yeni sezon formalarını tanıttı. Artık endsütriyel futbolun gerçekleri mi dersiniz? Yoksa taraftar müşteri bağlantısının kaçınılmazı mı dersiniz? Ne derseniz deyin sonuçta artık klüplerimiz en az 4 yeni formayla sezona giriyor ve taraftarlardan da bunlardan beğendiği bir veya birkaçını satın almasını bekliyor. Fener'in yeni formaları için de en çok beyaz enine üç bant olan formayı beğendim. Celtic benzeri olan da güzel. Diğerleri de hoş ve yenilikçi ama bir küçük bir eleştirim (nede olsa rakibiz) olacak. Formalardaki sarı ve lacivert tonları standart olsaydı daha hoş olurdu. Hayırlı ve uğurlu olsun.

Aydın Yılmaz













Hangi Galatasaraylıyla sezon öncesi sohbetine girsek konu Aydın Yılmaz'a gelince gözleri parlıyor. Herkes çok umutlu, herkesin beklentisi yüksek. Aslında bu beklentilerin sebebi kendisi yani yetenekleri. Önce Galatasaray'da, sonra kiralık olarak gittiği İ.B.B.'de kısa dönemde yaptıkları yapacaklarının teminatıydı. Yaşadığı şansız sakatlığın zaman zaman tekrarlanma ihtimali var bildiğim kadarıyla. Eğer bunları yaşamaz ve beklentilerin baskısını taşıyabilir hele bir de ilk 2-3 maçında şansı yaver giderse hem Türk futbolu hem Galatasaray yeni bir kanat oyuncusu kazanacak.

Yukarıdaki fotoğraftakilerin bir kısmı yıldız oldu, bir kısmı olmak üzere, bir kısmı da kayıp gidiyor. Kimler var; Özgürcan Özcan, Uğur Erdoğan,
Uğur Demirok, Oğuza Sabankay, Uğur Uçar, Erkan Ferin, Aydın Yılmaz, Mehmet Güven, Arda Turan, Ferhat Öztorun.

Ryan Giggs

Çok ama çok büyük saygıyı hak eden bir efsane Giggs. Kanat oyuncuları genelde istikrarsızlıkları ve devamsızlıklarıyla ün salmışken, bu kıvrak dahi 18 yıldırı hemen hemen aynı performansla oynuyor. 8 Premiere League Şampiyonluğu, 2 Şampiyonlar Ligi sayısız kupa ve ödüller. Gözünü Cristiano Ronalda bürümeyenler için hala takımın önemli yıldızlarından. Onun sol kanattan yağ gibi akışını, o olağanüstü sol ayağıyla gösterdiği incelikleri umarım bir kaç yıl daha izleyebiliriz.

Bu arada hep merak ederim Beckham'ın kornerlerinde Ryan Giggs etkisi var mıdır diye? Tabi Beckham'a bunu sorma şansım olmadı:) Giggs'in çok karakteristik bir korner stili var ve Beckham'da onun stiline yakın kullanıyor kornerleri. Ya da ben öyle görüyorum. Beckham demişken Giggs belki onun kadar medyatik değil ancak sahada yaptıklarıyla benim nazarımda 5 Beckham eder.

23.07.2008

Ne Olacak Barca'nın Kalesi?

Rıdvan Dilmen'in deyişiyle sabah 5'de oynasalar kalkıp seyredilecek takımdır Barcelona. Ancak belki hücum sevdalarından, belki de basiretsizlikten bir türlü kaleyi sağlama alamadılar. En son güvenilir eldivenler Zubizaretta'ydı ki ben onu bile çok beğenmezdim. Zaten sonrasında gelen hiç bir kaleci o kaleyi dolduramadı.

Şimdi bu dünya devinin kalesinde Victor Valdes var. En büyük avantajı gençliği ve altyapıdan gelmiş olması. Aslında bu yazdıklarımdan başka da elle tutulur bir özelliği de yok kanımca. Yenmeyecek golleri yemesi, hemen hiçbir maçta takımı kurtarmamış olması, kaledeki güvensiz duruşuyla, yakışmıyor bu takıma. Misal şu anda satmaya kalksalar kim talip olur merak ediyorum Valdes'e.

İşin tuhafı, ortalama bir futbolseverin bir çırpıda fark edebildiği kaleci problemini Barcelona yönetiminin görmemesi veya görmezden gelmesi. Bildiğim kadarıyla bu sene de herhangi bir hareket yok kaleci konusunda. Oysa ezeli rakiplerinin Iker Casillas'ı iyi bir kalecinin neler yapabildiğinin en açık örneği. Ne diyelim umarım görürler.

22.07.2008

Ve İmzaladı...

İmzayı görmeden inanmam demiştim imzaladı, formayı bile giydi. Hayırlı olsun.

Ajax'ın Yeni Bombası (!)

Dillere destan altyapısı son yıllarda kan kaybetmeye başlayan, üst üste yaptığı yanlış ve pahalı transferlerle gittikçe çizgisinden uzaklaşan Ajax hatalarına bir yenisini daha ekledi. Barcelona'da Katalan kontenjanından forma giyen Oleguer'i 3 milyon Avro'ya transfer etmişler. Şampiyonlar Ligindeki performansına göre ücret artabilirmiş. Ajax yine kazığın babasını yedi diyor ve çekiliyorum.

Fernanda Meira

Galatasaray taraftarı için artık klasik bir söylem halini almıştır imzayı görmeden inanmam. Meira transferine de hala ihtiyatlı yaklaşıyorum. Ancak eğer gerçekleşirse Galatasaray'ın ihtiyacı olan lider tipli savunmya oyuncusu takıma kazandırılmış olacak.
"Galatasaray'da bu kadar para yok ki nasıl alıyorlar" gibi düşünceler dillendiriliyor. Bana kalırsa Adnan Polat ve ekibi
yabancı transferinde ucuza kaçacak kadar zengin olmadıklarını anladılar. Geçen yılki Bouzid macerası dışında yapılan hamleler olumlu. Lincoln'e verilen para derseniz o da camianın üzerindeki bir baskıyı veya ölü toprağını atma hamlesi olarak düşünüyorum. Ayrıca bu yıl kendisinden
umutsuzca umutluyum... Kısacası Kewell, Linderoth, Nonda, Meira ve herşeye rağmen Lincoln doğru ve yerinde transfer hamleleri. Devamı gelir umarım.

16.07.2008

Kasetteki Final

1986 gönül verdiğim sarı-kırmızılı takım için ilginç bir yıldı. Sezonu namağlup ikinci kapamıştı Galatasaray. O yıllarda lig ikincisiyle kupa finalistininin karşılaştığı bir tür teselli ikramiyesi vardı; Başbakanlık Kupası... Yanılmıyorsam cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık kupası maçları sezon sonunda oynanıyordu ve rakip Altay'dı.

Altay o zamanlar birinci lig diye bahsedilen ligimizde tüm sezonlarda oynamış 4 takımdan biri. Diğer üçünü yazmama gerek yok sanırım. Maçı televizyon vermiyor ya da ben o anda izleyemiyorum, buraları biraz bulanık. Ninemlerdeki radyonun başına kuruluyorum maçı dinlemek için. O arada babamın maçı takip edemediği aklıma geliyor. Teyzemin eski kasetlerinden birini gözüme kestirip maçı radyodon kasete kaydetmeye karar veriyorum. Maçı 8-1 Galatasaray kazanıyor o zamanlar çok sevdiğim Erdal Keser 5 gol birden atıyor. Maçın büyük bölümü kasette ve ben o zamanlar bana büyük gelen bu zaferi arşivlemenin verdiği heyecanı yaşıyorum.

Akşam babam gelince sevinçle maçı dinletiyorum babama. Babam belki de heyecanımı görerek pek bir coşkulu dinliyor ya da mış gibi yapıyor. Sonrasında o kasedi defalarca dinleyip daha sonra tv'den izlediğim golleri kafamda canlandırdım. İçimdeki futbol sevgisini anlatmanın en kısa yolu bu küçük anı bence.

O çocuk büyüdü, koca adam oldu ama futbola olan sevgisi, tutkusu değişmedi. Nerede bir topun peşinde koşan birilerini görsem durur izlerim vaktim yettiğince. Oynamaktan çok izlemeyi sevdim hep, belki de izlemeyi sevdiklerim gibi oynayamamanın verdiği buruklukla...

Merhaba...